Mecazi Yaratıklar
2000-2002 yılları arasında, beyazlatılmamış ham kağıt üzerine sulu boya ve düzensiz kolajla yapılan bu resimler, esas itibariyle, bir Orta Avrupa başkentinin kasvetli estetiğine ve durgun gerginliğine maruz kalmış İstanbullu bir kadının, hayatiyete uzanma denemelerini yansıtırlar. Bununla birlikte, Şiir’in kendi yaratıklarıyla ilişkisinin nasıl olacağı, ilk kişisel sergide şekillenen tanıtım metninde zaten anlatılmıştır:
Metaphors with Attitude
What if metaphors, these docile creatures of our expressions declared their autonomy and looked back at us ... with defiance.
This is what I have dreamed of. Maybe out of solidarity with things that never speak for themselves; maybe because I see myself as a living metaphor of things that even I don’t know.
Mecazlar tavır koysaydı
Mecazlara her zaman başvururuz, ama hep bizim anlatmak istediğimiz şeyleri anlatsınlar diye. Ya bir gün mecazlar “yeter artık!” deselerdi, “artık ne anlatılacaksa biz anlatacağız”.
İşte bunu hayal ettim. Nedense ... Belki kendi adlarına konuşamayan herşeye karşı duyduğum yakınlıktandır, belki kendimi neyi anlattığını benim de bilmediğim bir mecaz olarak görüyor olmamdan.
Alıntı: 24 Şubat 2002 - Viyana InterkulTheater Sanat Merkezi, Kişisel Sergi Tanıtım Metni
|