şiir özbilge

 İstanbul 2010

İstanbul 2010'da kültür başkenti olacak. İçiçe geçmiş bunca kültürü birarada barındıran hepsine de kendince yaşama hakkı tanımaya çalışan bu kent hep böyle mi kalacak, yoksa "kenti yeniden yapılandırma çalışmaları" adı altında sürdürülen yıkımlar-yapımlarla görüntüyü kurtaralım derken insanları tek tipleşmeye mi zorlayacak? Bu ve benzeri sorulardan çıkmakta son çalışmalar...Avrupa kentlerindeki düzenin yanı sıra sürüp giden monoton yaşantıyı gözlemledikce, İstanbul için kaygılanmak gerekli mi? Yoksa bu kent hem hayat dolu hem de düzenli olabilir mi? Otoritesiz bir çeşitlilik mümkün mü? Otorite nasıl tanımlanacak sorusuna kadar giden ve çok uzun süren bir sürecin sonuna yaklaşıyoruz gibi görünse de, "Demokrasi"yi içselleştirerek, homojenleşip totaliterleşmemiş bir birlikte yaşama kültürünü keşfedebilecek mi İstanbul...İstanbul yaşanılası ve güzel bir kent olabilecek mi? Hepimiz için...

Yıl 2008 bahar, İstanbul Lalesi ile buluştu. "Kaostantinizm" İstanbul'u anlatan bir lale idi. Kentte yaşanan kültür kaosu, İstanbul'unu resmederken kaçınılmaz olarak kendini görünür kılmak istiyor. içine bir parça hiciv kattık boyarken dev laleyi. Düşündürsün, güldürsün, İstanbul'un kültür çeşitliliğini, gözler önüne sersin diye Taksim meydanında, dilde yaşanan kavram kargaşasını, sokaktaki kaosu ispatlarcasına başka lalelerle birlikte görücüye çıktı. Laleler Taksim anıtının çevresinde dizildiler. Eklektik bir estetiği dahi yansıtamayan gülünç bir sergileme, Taksim'den gelip geçen İstanbul halkına "sanat" adıyla sunuldu; İstanbul lalesi ile buluştu...

" İstanbul'u konu alan çalışmaların ikinci işiydi bu lale. 2009 Nisan ayında bir yıldır beklediği Emirgan korusundan alınıp tekrar meydana taşındı. Bir hafta süreyle yeniden sergilendi. Bu süre zarfında sanatçısı ile hiç bir irtibat kurulmadı, belediyeye yazılan e-mailler yanıtsız bırakıldı...

kaostantinizm-detay

Beyoğlu'nun arka sokakları...
Küçük İskender'in bir şiir'inden...

orain istanbol

"beyoğlu otellerinin varyetesini atlatmış
bir orospu komandosu gibi zehirli harfiyat müslim
abimizin son kasedinden arak bi' esrarlı cigara... " 

bilmece
ben kimim

ve insanlar, insanlar, insanlar...

İstanbul binbir çeşit hikaye anlatıyor. Herkes için hikayeleri var. Herkes kendi hikayesini yaratmaya çalışıyor bir yandan. Geçmişten geleceğe bir köprü de olabiliyor, hızı ile yorup geçmişe özlem hissettirecek tabloların içerisine de salabiliyor bizi. Geçmişimizi aramaya koyuluyoruz bir panik içerisinde...Akşam olunca yorgunluğumuzu atacak mekanlar ararken, bir başka İstanbul boşver geçmişi diyor ve anı yaşamaya çağıran hikayelerini sunuyor dünyanın dört bir yanından...gelecekse muamma...

uçurtma
hikaye-ci
self balıkçılar
read this page in english ...
şiir özbilge
mecazi yaratıklar
şiir gezegeni
artcovers
fun-art
galeri
sergiler
iletişim
© 2005-2008 Şiir Özbilge
iletişim